bitcoin borsası

Kral Julien twitter kripto fenomenlerinden ve son derece güzel yazılarıyla bizleri hem bilgilendirip hemde bilinçlendiren saygın bir insan, bu akşam paylaştığı flood unda hem anneler gününe farklı bir anlam kattı hemde bizi teknoloji konusunda biraz daha bilinçlendirdi, kendisinden izin alarak twitterda paylaştığı floodunu aşağıdan okuyabilirsiniz;

Kral Julien Anneler Gününe Özel Floodu

Endüstri 4.0 dan Anneler Gününe.. Hepimizin malumu olduğu üzere Türk Milleti olarak teknolojiyi çok severiz. Her ne kadar dünyayı kasıp kavuran 1 teknolojimiz ya da ürünümüz olmasa da (şimdilik diyelim ve umudumuzu koruyalım), çıkan ürünleri fiyatına, ihtiyacımız olup olmadığına, hatta maddi durumumuza bakmaksızın alırız. Almak bir yana, bizim için bir sosyal statü simgesi haline gelen bu ürünlere adeta kan bağıyla bağlanır, zaman zaman ‘’onlar olmadan önce ne yapıyorduk acaba?’’ diye düşünürüz. Evimizin baş köşesinde yerini alan en büyük inçli tv ler, ofisimizde bize zamandan tasarruf ettiren teknolojik ekipmanlarımız ve bir an olsun elimizden düşürmediğimiz akıllı cep telefonlarımız artık hayatımızın her anında sevdiklerimizden daha çok yer tutar. Her ne kadar 2000 li yıllardan sonra bilhassa akıllı telefon teknolojisi ile bu farkındalığa çok daha fazla sahip olsak da Türk insanının teknoloji ile ilk tanışması 1970 lerin sonuna dayanır.

Birçoğumuz farkında olmasak da bize ilk yeni dönemi rahmetli Kemal Sunal ve Adile Naşit ‘’Davaro’’ filminde göstermişlerdir. Kemal Sunal’ın annesine getirdiği ve tarhana çorbası bile yapabilen ‘Misker’ e ilk zamanlar gülsek de, bu büyük devrimin ürünlerini önce mutfaklarımıza sonra da hayatlarımıza buyur ettik. Yeni dönem aslında bize yavaş yavaş seslenmeye başlamıştı. ‘Önce zamandan tasarruf ettireceğim, sonrasında ek konfor sağlayacağım, sonrası sürpriiiiiz’ diyordu Misker Bey. Zaman geçtikçe önce tüketim toplumunu en çok besleyen sektörlerde, markalar arası rekabetin de etkisiyle Misker’ in torunlarını gördük. Otomotivde, beyaz eşya sektöründe ve sonrasında olasılığın olduğu her yerde kalıcı yer buldu kendine.

Bugüne geldiğimizde ise, artık bir tehdit oldu Misker’ in torunları bize. Kibar ve en popüler terimlerle ifade edecek olursak ‘Endüstri Devrimi’ nin son safhasının tek ve yıldız oyuncuları artık robotlar oldu. 19. yüzyıldan itibaren başlayan Endüstri Devrimi’nin , 1., 2.,3. safhalarını yaşadık. Şimdilerde 4.dönem de başladı ve tüm hızıyla devam ediyor.

Ülke olarak 4.0 ı yakalayıp, yakalayamayacağımızı bugünlerde bu konuyu ne kadar konuşup, konuşmadığımızdan herkes kendince bir çıkarımda bulunabilir. Bu devrimlerin, ‘’ Kaçını kaçırdık?, Ne yapmalıydık? Suç Kimde? gibi sorularına ayrı bir floodda yer verebiliriz. Bu sefer ise kapımızı çalan tehdide dikkat çekmek daha doğru olacak. Çünkü birilerimiz etkilenmeye başladı bile. Sırası geldiğinde ise hedef listesindeki herkes kendisine düşen payı alıyor olacak. ‘Kim bunlar?’ dediğinizi duyar gibiyim. Zira son dönemde herkes bir şeyler söylerken ve tahminlerde bulunurken , cevaplanması gereken ilk soru şu olmalı. ‘’Kimler bir Robot’a tercih edilerek işini kaybedecek?’’ Cevap çok basit. ’TEKRARLANAN HER İŞ ROBOTLAŞMAYA MAHKUMDUR’. Bugün, elektronik endüstrisinde üretilen ürünlerin üretim bantlarını, otomotiv sektöründeki tesisleri görmeniz durumu analiz etmeniz için yeterli olacaktır. Bu analiz aynı zamanda bu cevabın bir ispatı da olacaktır.. Dönüp kendinize sorduğunuzda, aldığınız cevap sizin için de ‘Tekrarlanan bir iş yapıyorum’ mealindeyse , hazırlanmanızda fayda var.

Şanslı iseniz, emekli olabilirsiniz, biraz daha şanslı iseniz 20 sene sonra kaybolan meslekler belgeselinde yer de alabilirsiniz ama işinizi devredeceğiniz kişi çok yüksek ihtimal artık biyolojik bir organizma olmayacaktır. Sizden sonra yerinize; yorulmayan, zam istemeyen, grev yapmayan, yıllık izin bir yana asla uyumayan ‘Selef’ leriniz gelecek. Şimdi biraz geriye yaslanın ve sanılanın aksine durumun ne kadar da hızlı olduğuna bir bakın. Çöp toplayan, lokantalarda servis yapan, şoförü olmadan gidebilen makinalar hayatımıza girdi mi?

Evet. Bundan sonra bizi ne bekliyor diye sorarsanız, yakın zamanda gerçekleşen Mobil Teknolojiler Fuarı’nın resmi web sitesine bakmak, yada Google da ‘Otonom’ , ‘Self Drive’ vb kelimeleri aratmanız yeterli olacaktır. Sefasını sürerken iyiydi de, cefası olmadı şimdi dediğinizi duyar gibiyim. Bu satırları yazarken farklı hissettiğimi ben de söyleyemem. Çözüm nedir derseniz; olabildiğince robotun ‘Şimdilik Yapamadığı’ alanlarda kendimizi geliştirmek olacak. Sizden geçmiş, yada ucu ucuna kurtarmış olsanız da , çocuğunuz için bu bir varoluş mücadelesi olacak.

O nedenle öncelikle Avrupa ve gelişmiş ülkelerin ilkokul müfredatlarına giren ‘Kodlama’ dersinin alınması artık neredeyse olmazsa olmazımız. Zira kendi akılları gelişip, bize ihtiyaçları kalmayacak duruma gelene kadar yönetmemiz ve anlamamız gereken, hızla çoğalan bir mekanik kitle var. Eş zamanlı olarak da, belki de ‘İnsan’ olduğumuzu yeniden hatırlatacak bir konuda gelişmemiz gerekiyor. Duygu, empati, sempati, özveri gibi değerleri daha göz önünde bulundurarak işlerimizi yapıyor olmak gerekecek.

Bu konuların hala bir tık önde olduğu meslekler biraz daha ömür kazandıracak kendilerine. Eğitim, hukuk, satış, pazarlama, ve insanın hala ‘tek karar verici’ olduğu meslekler ilk aklıma gelenler. İkinci aklıma gelenler ise, yıllardır kıymetini tam olarak bilmediğimiz ya da sivrilmeyi başarabilenlerin tüm kaymağını yiyebildiği Kültür ve Sanat alanı bizler için yeni varoluş alanı olacak. Aslında tarihin bir ironisi, belki de gereğini zamanında yapmadığımız için ceza olarak zaman ve hayat bizi ‘Yeniden İnsan Olmaya’ , insanı insan yapan değerleri ön planda tutarak varoluşumuzu mümkün kılmaya zorlayacak. Zor ama düşünmesi bile ilgi çekici olabilir. Yaşamak ve varolmak için tek şart ‘’İnsan Olmak!’’ İlginç ve güzel olan şu ki ; Davaro ile herkesçe hissedilmeye başlayan teknolojik döngünün, tıpkı filmin sonunda olduğu gibi insani değerlerin ön planda, hatta olmazsa olmaza bizi sürüklüyor olması.

İleride bize tıpatıp benzeyen robotların da içimizde olacağı düşünüldüğünde , sevginin, saygının, sıcak bir sarılmanın bizi diğerlerinden ayıracak olması belki de teknolojinin bize vereceği en güzel hediye olacaktır.Gelin Bu akşam ve özellikle yarın ANNELERİMİZDEN BAŞLAYALIM İNSANLIĞIMIZI HATIRLAMAYA. ANA SEBEBİ İSE KESİNLİKLE ANNELER GÜNÜ DEĞİL, SADECE VESİLE OLMALI. Niye mi? Çünkü; Bize komşunun çocuğu ile bisikletimizi PAYLAŞMAYI öğreten, Büyüklere nasıl DAVRANACAĞIMIZI anlatan, bizler için yaptıkları ile sevdiği için yapılması gereken fedakarlıkları gösteren, KISACASI BİZE İLK İNSAN OLMAYI-SEVMEYİ-PAYLAŞMAYI ÖĞRETEN O KUTSAL VARLIKLA BAŞLAYALIM.ÇÜNKÜ İLK VE EN ÇOK ONLAR HAKEDİYOR.

Hatta, yarını niye bekliyoruz ki? Yarına çıkacağımız garanti mi? Aynı şehirdeyseniz haydi yanına… Uzaktaysanız haydi Telefonun başına… Ahrete intikal ettiyse de, haydi Duaya ve Rahmetle Anmaya….

Tüm Anne olan takipçilerimin Anneler gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Anne olan herkesin, yaşı farketmeksizin ellerinden öpüyorum. Anneler gününüz kutlu ve musmutlu olsun. Sağlıkla ve evlatlarınızla nicelerine….

Selam Ve Sevgilerimle

 

Kral Julien Twitter

Sayın Julien’e ait twitter hesabını takip edip sizde paylaştığı tüm floodları istediğiniz zaman okuyabilirsiniz. Kendisine ilgili floodu paylaşmamıza izin verdiği için teşekkür ediyoruz.